|
|
|
Bu Yazıyı Yazdır
İstanbul, dünyanın turizm açısından belki de en zengin şehridir. Asya ve Avrupa olmak üzere iki kıtada yer alan tek kenttir. Bu coğrafî özelliklerin üzerine inşa edilen tarihsel süreç, İstanbul’u dopdolu bir bölge haline getirmiştir.
Yapımlarına 7. asırda başlanan İstanbul Surları, kenti kucaklarmış gibi bir görüntü sergilemektedir. Denizin doldurulmasından sağlanan alanda yapımına başlanan ve halen mükemmel bir şekilde ihtişamını koruyan Dolmabahçe Sarayı, Kabataş ile Beşiktaş arasında bulunmaktadır.

Tarih boyunca İstanbul’u denizden gelecek saldırılardan korumak için girişine bir zincir çekilen Haliç, Galata Kulesi’nin hemen yanı başında bulunur.

Türk Kültürü’nde yer alan yazlık – kışlık anlayışı, kendisini saraylarda da göstermiştir. Beylerbeyi de bu anlayış sonucunda inşa edilmiş, boğazın harikulade manzarasına hakim bir bölgededir.

Topkapı Sarayı, hala çok dinç bir şekilde durmaktadır. Topkapı Sarayı’nın bulunduğu bölge aynı zamanda, İstanbul’daki ilk yerleşim bölgesi olarak da bilinmektedir. Hz. Muhammed’in hırkası ve ünlü Kaşıkçı Elması, günümüzde bir müze özelliği taşıyan Topkapı Sarayı’nda sergilenmektedir.

Kentin kalbinin attığı ve hemen her saatte insanların bulunduğu bir yer varsa, orası da Taksim Meydanı’dır. Taksim Meydanı’nın ardından ise Sultanahmet Meydanı gelmektedir.

Kentin Anadolu yakası açıklarında bir kule bulunur. Birçok hikâyeye sahip bu kulenin adı Kız Kulesi’dir ve görüntüsü İstanbul ile özdeşlemiş yapılardan biridir.

Bizans İmparatorluğu tarafından yapılan ve günümüzde yoğun bir ziyaretçi akınına uğrayan Aya Sofya ile O’nun hemen karşısındaki Süleymaniye Camii, mükemmel mimarileriyle günümüzde de ayakta durmaktadırlar.

Benzer Yazılar
Benzer Yazı Bulunamadı
Yazı Hakkında Yorumunuz?